Filmde “Politik Bir Duruş” sezilse de herhangi bir Politik Tavır sezilmiyor. Birçok mesele hakkında sözü olan ve sadece bu sözlerini söyleyip bırakan bir film Gelecek Uzun Sürer. Kederli ya da düşünceli bir an yaratmak için sürekli sigara içip uzaklara bakan karakterleri göstermek ise Türk Sineması’nın bir türlü kurtulamadığı bir klişe olarak bu filmde de göze çarpıyor.
30 Nisan 2012 Pazartesi
Beş Maddede Gelecek Uzun Sürer Neden İyi Bir Film Değildir?
Filmde “Politik Bir Duruş” sezilse de herhangi bir Politik Tavır sezilmiyor. Birçok mesele hakkında sözü olan ve sadece bu sözlerini söyleyip bırakan bir film Gelecek Uzun Sürer. Kederli ya da düşünceli bir an yaratmak için sürekli sigara içip uzaklara bakan karakterleri göstermek ise Türk Sineması’nın bir türlü kurtulamadığı bir klişe olarak bu filmde de göze çarpıyor.
Keşke Babam Peter Mullan Olsa
Üç Film Bağımsız Amerikan Nerde ki Olum bu Amerika Hem de Bağımsız Yok Yani Esteban Gül Ayol Gül Var mı Ama Sonuçta Yok Yahu Ne Bağımsızı Amarika’da Hem Jehan Barbur’a Benziyor Bu Filmlerde Oynayan Kadınlar
Another Earth
Martha Marcy May Marlene
29 Nisan 2012 Pazar
Senenin En Mayıs Anında (Mayıs Ayı Programı)
Dünya Sinemasından Kısa Film Örnekleri
9 Mayıs 2012 Çarşamba
Hayvanlar, Melekler ve İnsanlar (Animals with the Tollkeeper) - 1998
Yönetmen: Michael Di Jiacomo
Oyuncular: Tim Roth, Mili Avital, Rod Steiger, Mickey Rooney
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Wanda Adında Bir Balık (A Fish Called Wanda) - 1988
Yönetmen: Charles Crichton
Oyuncular: John Cleese, Jamie Lee Curtis, Kevin Kline, Michael Palin
Bazı Noktalarda Kesişiyor Olduğumuzu Görmek Anglosakson Sanatı Üzerinde Bu Kadar Etkili Olmamalıydı
26 Nisan 2012 Perşembe
24 Nisan 2012 Salı
Sinema-Hafıza
21 Nisan 2012 Cumartesi
Köşk Haber Bülteni (5): Amerika Demek, Bir Yönüyle de Öyle Olmayı Kabul Etmek Demektir
19 Nisan 2012 Perşembe
Bütün O Gömleklerin Yakalarından Metin Erksanlar Sarkıyordu
14 Nisan 2012 Cumartesi
Köşk Haber Bülteni (4) Fetih 1453'ün Gerçek Yönetmeni Yakalandı
Filmi terk ettikten sonra İzmir – Küçükpark yakınlarında bir Dükkan – Ev’e kapanan yönetmen Attila Fokkuyruğu muhabirlerimizin sıkı çalışması ve Cafer’in ispiyonlamasıyla bulundu.
Muhabirlerimiz bedbaht bir yaşam süren Fokkuyruğu’nun Dükkan –Ev’ine gitti ve aşağıda gördüğünüz röportajı gerçekleştirdi.
11 Nisan 2012 Çarşamba
Bir Gecede Okunan Klasikler Gibiydin Pasolini
Daha sonra “Neden Yürüyoruz ki?” diyen ve Matmazel Moraliya’nın Koltuğu’nu okuyan herkes gibi bir sonraki Çarşamba’yı ve Peyami Safa’nın aslında fena bir yazar (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun özellikle giriş kısmını nasıl unutalım? Daha 9 yıl oldu.) olmadığını düşünmeye başladık.
10 Nisan 2012 Salı
7 Nisan 2012 Cumartesi
Köşk Haber Bülteni (3): "Tarkovski Benim Askerlik Arkadaşımdı."

"Tarkovski’nin çekimleri esnasında sıkılıp yarım bıraktığı filmi, Hopa’da, bir tulumcunun tulumundan çıktı. Kar üstüne kar yapan kışın bu haber, sinema dünyasında Tsunami etkisi yarattı. Minimalist yönetmenler ve eleştirmenler arasındaki, filmi kim bitirecek, tartışmaları sürüyor. Biz de haber ekibi olarak, önce Gürcistan’a ardından da sınırdan kaçak olarak Hopa’nın Şana köyüne geçerek tulumcuyla konuştuk:
'Tarkovski benim askerlik arkadaşımdı. Çok uykucu bir adamdı, uykuyu ve rüyaları kadınlar ve çocuklardan çok çok severdi, çoğundan neşe içinde kalkıp şöyle derdi, bir rüya gördüm, çok acayip, sisli puslu, durgun, zaman mefhumunun karmakarışıklaştığı, kimi arketiplere ve metafizik sembollere yaslanan bir film gibiydi. Bi gün yastığının altında küçük bir defter buldum, karman çorman harflerle, alelade çizimlerle, çoğunlukla geometrik şekiller ve karalamalarla doluydu, sanıyorum rüyadan aceleyle uyanıp gelişigüzel kaleme aldığı film notlarıydı. Son filmini herkesten gizli, tanıdığı tüm halklardan uzakta, Hemşin yaylalarında çekiyormuş. Biz de o zamanlar, söylemesi ayıp, Ruslara gidiyoruz tabi, haberi onlardan aldım. Ver elini Kaçkarlar. Uzun bir aranın getirdiği hasretle kucaklaştık. Bize de burada göz kulak olacak biri lazımdı diyerek beni derhal sete kabul etti. Kar kıyamet iki ay yattık orda. Bu soğuk kış gecelerinde içimizi ısıtan yegane yoldaşımız votkanın yerini yavaş yavaş ateş etrafında tulum eşliğinde Hemşin horonu aldı. Kar iyice tutturmuş, sette muhabbeti ilerletmiştik. Andrei dedim, yaylacılar neredeyse dönecek olum bitirelim artık şu filmi, yaylacılar lafımdaki vurguyu önemsemeden dönüp, abi film ilerlemiyor, bırakacam galiba, dedi, o an sanki kar bütün ses dalgalarını filtrelemiş, yalnızca çakal sesleri duyuluyordu, dişi çakalın acı acı bağırışlarına dayanamayıp aynı anda tırkazından kopmuş kapı gibi ağlamaya başladık. Paltosunun iç cebinden kalın bir rulo çıkarıp, vasiyetimdir, bu filmi bir gün Hemşin’in bu yüce dağlarından kopup Türkiye’nin Tarkovski’si olacak o güzide yönetmene ver. Fragmanlaşan hep devamlılıktır kahkaha tarihi açısından, dedi. O gece için yavaştan şişirmeye başladığım tulumu gerisin geri boşalttım. Filmi alıp tulumun içine sardım.
Ergen blogger kızlarının yoğun uyarılarına karşın, Tarkovski acayip çirkin yalnız iğrenç yalan ve zeki bir adamdı. Hayatta yıldırımdan sonra en çok korktuğu, bir şeye karşı olmak’tı.
Karadeniz müziğine eşsiz katkısını da unutmamak gerekir. Zanaatıma gıpta ettiğini her fırsatta dile getiren Tarkovski’nin, sinema bitti aga, artık ben de tulum öğrenip mani besteleyecem, deyişini, bir gece ateş başında “Tulumci tulumunun navi olayim navi” adlı bestesini okuyuncaya kadar ciddiye almamıştım.' " (Associated Press)
Münir Özkul / Batum
4 Nisan 2012 Çarşamba
Vaktim Yok Gerizekalı İsveççe Bu Akşam Bildiğim Bir Dil Değil ( 28 Mart İçin)
3 Nisan 2012 Salı
Yukarıdan Aşağı Dans Ettik Seninle Todd Haynes
13 Aylı Bir Yıla Girerken Düşenler (Cafer ile Yolda Yürürken Röportaj)
Hayır sevmezdim.
Hasara uğramış insanlar daha ilgi çekici oluyor. Kendileriyle uğraşmaktan ahkam kesmeye, ödül almak için uğraşmaya, didaktik olmaya, “sanatçıyım ben sanatçı” demeye fırsat bulamıyorlar. Bu da ilişki kurmanı kolaylaştırıyor.
Sağlamıyor. Acıyı hissetmen için dönüp etrafına bakmana gerek yok. Dünyada olup biten her şeyi,adaletsizliği vs. başka şeyleri de kendi bireysel hayatında “yaşayarak” çok daha kolay anlayabilirsin. Dolayısıyla gerekli ilişkiyi kurman da kesinlikle mümkündür. Ağlayıp zırlamak,insanlar acı çekiyor demek sadece bir katharsis yaşatır. Yapılması gereken o acıyı paylaşmadan önce yaşamaktır. O acıya neden olan şeylere maruz kalmasan da.